Seçim Güvenliği Platformu Koordinasyon Kurulu Üyesi Davutoğlu: “İktidara Kaygıyla Bakan Bir Toplum Varken; Muhalefet, Seçim Güvenliği Çalışmalarını…

Seçim Güvenliği Platformu Koordinasyon Kurulu üyesi Nesteren Davutoğlu, sandık güvenliğine ilişkin; “YSK’nın objektif davranmasına dair beklentilerde bir kırıklık var kamuoyunda. İktidar deseniz, zaten, ne olursa olsun tek adam iktidarının devamı için çaba gösteriyor. Oysa doğru olan; her seçmenin toplam iradesinin tıpatıp, şeffaf olarak sandığa yansıması” dedi. Davutoğlu ayrıca, “Muhalefetteki siyasi partilerin birbirleriyle seçim güvenliği açısından iş birliği içinde olması çok değerli. İş birliği, neredeyse siyasette unuttuğumuz bir kavram. Zaten iktidara ve kurumlara bu kadar kaygıyla bakan bir toplum varken, bir de muhalefet eğer kendi içinde güvenlik için çalışmalarını ortaklaştıramasaydı, bu ümitlerin baştan gitmesi olacaktı” değerlendirmesini yaptı.

Çok sayıda sivil toplum kuruluşu, emek ve meslek örgütlerini bünyesinde barındıran Seçim Güvenliği Platformu; 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi’nde de sandık güvenliği için çalışma yapacak. Platformun Koordinasyon Kurulu Üyesi olan ve Platformun bileşenlerinden Demokrasi İçin Birlik yöneticisi Nesteren Davutoğlu, seçim sürecine ilişkin ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.

Platform, 1 Aralık 2021 tarihinde Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Tüm Emekliler Sendikası, Elektrik Mühendisleri Odası, Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Alevi Bektaşi Federasyonu, Hak İnisiyatifi Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Mülkiyeliler Birliği, ODTÜ Mezunları Derneği, 2025 Avrupa Demokrasi Hareketi (DİEM 25 Türkiye), Anıtpark Forum, Anti Kapitalist Müslümanlar, Demokrasi İçin Birlik, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu, Hak ve Adalet Platformu, Seçim 2023 Yerel Medya Koordinasyonu, Türkiye Gönüllüleri, Yurttaş Girişimi ve Yurttaşlık Derneği’nin bir araya gelmesiyle kuruldu.

Davutoğlu, Platform’un kuruluş amacından bahsederken, “Seçimde sandığa oylar nasıl giriyorsa öyle çıkmasının ve seçim sonuçlarına o iradenin yansımasını istiyoruz, temel amacımız bu. Bu nedenle çok önceden çalışmaya başladık. 2020’nin Temmuz ayında birçok sivil toplum kuruluşu bir araya geldi. O zamandan beri neye dikkat etmemiz gerektiğini, kamuoyunu nasıl rahatlatabileceğimizi düşündük” ifadelerini kullandı.

“YSK’NIN OBJEKTİF DAVRANMASINA DAİR BEKLENTİLERDE BİR KIRIKLIK VAR KAMUOYUNDA”

Platformu bileşenleri ile seçim güvenliği için yapılması gerekenleri değerlendirdiklerini belirten Davutoğlu, seçim güvenliğine ilişkin endişeler hakkında şu değerlendirmede bulundu:

“Endişe, evet çok kötü bir kelime bu. Bunu, güven halinin bozulması diyelim. Bu o kadar rahatsız edici ki, güven bozulması da güven azlığı da deneyimden kaynaklanıyor. Geçtiğimiz seçim döneminde yaşananlar unutulacak şeyler değil. YSK’nın objektif davranmasına dair beklentilerde bir kırıklık var kamuoyunda. İktidar deseniz, zaten, ne olursa olsun tek adam iktidarının devamı için çaba gösteriyor. Oysa doğru olan, her seçmenin toplam iradesinin tıpatıp, şeffaf olarak sandığa yansıması.

Bunun için iş birliği yaptığımız kurumlar da var. Oy ve Ötesi ile Türkiye Gönüllüleri, sahada her sandıkta gönüllülerin ve müşahitlerin olması için gönüllülerin müracaatlarını topluyor. Biz de oraya yönlendirme yapıyoruz. Siyasi partilerle sosyal bir ilişki içindeyiz. Her tarafa eşit mesafede olmaya çok gayret sarf ediyoruz. Tabii ki demokrasiden yanayız, şeffaflıktan yanayız.”

“İKTİDARA VE KURUMLARA BU KADAR KAYGIYLA BAKAN BİR TOPLUM VARKEN, MUHALEFET GÜVENLİK İÇİN ÇALIŞMALARINI ORTAKLAŞTIRAMASAYDI, BU ÜMİTLERİN BAŞTAN GİTMESİ OLACAKTI”

Muhalefetin seçim güvenliği konusundaki iş birliğine değinen Davutoğlu, “Muhalefetteki siyasi partilerin birbirleriyle seçim güvenliği açısından iş birliği içinde olması çok değerli. İş birliği neredeyse siyasette unuttuğumuz bir kavram. Zaten iktidara ve kurumlara bu kadar kaygıyla bakan bir toplum varken, bir de muhalefet eğer kendi içinde güvenlik için çalışmalarını ortaklaştıramasaydı, bu ümitlerin baştan gitmesi olacaktı. Oysa biz çok ümitliyiz, şeffaflıktan yana, halk iradesinin birebir yansıyacağını ve Türkiye’nin bundan sonra nasıl yoluna bakacağını görmek için seçimin iyi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Yenilenmek için, değişim için iyi bir fırsat olacak” ifadelerini kullandı.

Sürecin yalnızca sandık güvenliğinden ibaret olmadığını ifade eden Davutoğlu, “Seçim güvenliği dediğimiz, şu anda da içinde olduğumuz durum ve bunun şeffaflığı için mücadele vermek. Her seçmenin sandıkta oy vermeye gitmesinden önce de listelerde kendisini görmesi, zaten birtakım tarihler belirtildi, o tarihler içinde eğer evinde tanımadığı bir yabancı gösteriliyorsa, bir sürü tehlike ve ihtimal var. Söylediğim gibi, güven olmayınca bazılarımız için belki de biraz paranoya. Ama deneyim öyle bir şey ki, ‘Bir kere bunlara tevessül eden bir daha yapar’ diye düşünüldüğü için önceden başlıyor seçim güvenliği” diye konuştu.

“Her sandığı, demokrasiye giden yolun kalesi gibi görüyoruz” diyen Davutoğlu, Oy ve Ötesi ve Türkiye Gönüllüleri gibi, seçim güvenliği alanında faaliyet yürüten diğer kuruluşlar ile iş birliği içinde olduklarını da söyledi. Sahada bizzat olmayacaklarını ama sahada görevli olanlara yardımcı olacaklarını kaydetti.

“ŞU ANDA DÜNYA BAŞLARINA YIKILMIŞ AMA BUNUN BİR DAHA YAŞANMAMASI İÇİN OY VERMELERİNİ BEKLİYORUZ”

Deprem bölgesinde yaşayan yurttaşların oy kullanmasının önemine değinen Davutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu kadar büyük bir felaketin yaşandığı bir dönemde yine de seçmenlere, depremzede kardeşlerime de büyük bir rol düşüyor. Üç tane husus düşünelim seçimin adil ve temiz geçmesini sağlayacak. Bir tanesi seçmenin ta kendisi. Bir tanesi gönüllüler. Bir tanesi de siyasi partiler. Bu ağ içinde, üzüntüleri ne kadar büyük olursa olsun bir daha böyle kötü bir dönemi yaşamamak için, olabildiğinin en ağır biçimiyle yaşamamak için, depremzedelerin de bağırlarına taş basıp sandığa gitmesini bekliyoruz.

Oldukları yerde sandık varsa, kendi verdikleri oylar, kendi bölgelerine yansımış olacak. Ama değilse, duyurular yapılmıştı. Seçim günü bulunacakları adresi belirterek kendilerini kaydettirdiler. Teorik olarak zorlandıkları bir durum olmadı diyelim, oysa belki onların ruh haline göre şu anda dünya başlarına yıkılmış ama bunun bir daha yaşanmaması için oy vermelerini bekliyoruz. Bu işin üzülmesi ayrı, görevin yerine getirilmesi ayrı. Demokrasilerde oy vermek, yurttaşlık görevinin en önemlilerinden. Deprem bölgelerini riskli alan olarak görenler olabilir, oraya ait senaryolar yapanlar olabilir. Ama bunun boşa çıkması için kendi kendimizin bekçisi olmalıyız ve bu önemli görevi mutlaka yerine getirmek lazım.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir