Kaan Arslanoğlu: Lazca Türkçe dil ailesinin bir koludur

Bu arada dünyanın en önemli dilbilimcilerinden sayılan Allan Bomhard bana gönderdiği mesajda şöyle diyor: “Sizin çalışmanıza gelince, araştırmanızda ve yazmanızda size en iyi ve sürekli başarıları diliyorum.”

Yabancı sitede yayınladığım makalenin özeti şöyle:

207 sözcüklü Swadesh listesini kullanarak 5 dili karşılaştırdım. İngilizce, Türkçe, Lazca, Sanskritçe ve Keltce. Ortaklık yüzdeleri şu şekilde bulundu: Türkçe – Lazca % 40, Türkçe – Keltce % 35.6, Türkçe – Sanskritçe %34.2, Türkçe – İngilizce % 31.3, Lazca – Keltce % 20, Lazca – İngilizce % 17.1 Bu oranlar olgunun tarihi, tarih öncesi, genetiği, kültürel karakteriyle uyumludur. Anlamca ve ses olarak örtüşen sözcüklerin benzerliği rastlantısal değildir. Hepsi somut ve bütünlüklü kavramsal ağların birer parçasıdır. Çıkan oranlar ve çok çarpıcı örtüşmeler Nikolay Marr’ın “Yafetik Teori”sini ve Nostratic kuramı destekleyici yöndedir. Ancak bu kuramların ilerisine geçen ölçüdedir. Türkçe Hint-Avrupa ailesinden kabul edilen dillerin tam merkezindedir. Lazca’nın en yakın akrabası Türkçedir. Keltceyle derin ve güçlü kök bağları vardır. Öte yandan, bulduğum oranlar bazı yazarlarla birlikte anlattığım bilimsel gerçeklere uygundur, ama yeterince uygun değildir. Oranların belirgin ölçüde daha yüksek çıkması gerekirdi. Asıl gerçeği yansıtacak ölçüde yüksek çıkmamasının başlıca iki nedeni var. Bu nedenler makalenin giriş kısmında tartışıldı.

KONUNUN ANA HATLARINA GİRİŞ SATIR BAŞLARIYLA ŞÖYLE

Bizim Lazların Keltlerle benzerlikleri öteden beri birilerinin dikkatini çekmiştir. Ne gibi benzerlikler? Mizaçları, duygulanım durumları, değişik mantık yapıları, mizah anlayışları… Keltlerde gördüğümüz bu alandaki özelliklere Lazlarda çok daha yoğun rastlanmakta. Başka ne gibi benzerlikler? Dış görünüş benzerlikleri. Ve bazı ip uçları. Örneğin ‘gayda’, Türkçesi “tulum”. Doğu Karadeniz’e özgü, yöre halkının sevdiği bir çalgı. Baskça ‘gaita’, Galiçya’da aynı isimde. Lazca ‘guda’ keçi tulumu demek. ‘Gudastviri’ : gaita. Balkanlarda da aynı adla bilinir.

Laz ve Kelt mitolojisinde de bazı benzerlikler var. Fakat tüm eski kuzey kültürlerinde rastlanabilecek genel benzerlikler bunlar. Lazlar hakkında yapılmış birkaç genetik çalışmaya rastladım. Onları örnek sayısı ve yöntem açısından hayli yetersiz gördüm. O halde en iyisi bu iki dili karşılaştırmaktı.

Nikolay MarrYafetik Teori”nin kurucusudur. 1934’te ölmesine rağmen fikirleri ve çalışmaları 1950’ye kadar Sovyetler Birliği’nin dil politikasını oluşturdu. Gürcü bir anne ve İskoç babanın çocuğu olarak Kafkas dillerine aşinaydı ve bu dillere büyük ilgi gösterdi. O dillerden biri de Lazcaydı. “Lazistan’a Yolculuk” adıyla bir kitabı da Türkiye’de yayınlandı.

Marr’a göre Kafkas, Bask, Sami, Hami dilleri Hint-Avrupa dilleriyle birlikte ortak bir kökten gelmektedir. Türkçe de bu aileye üyedir. Büyük ana ailenin bir kolu olan Çuvaşçadan ayrılmıştır, yani ortak köklere sahiptir. Türkçe Yunanca ve Latincenin gelişimine önemli katkıda bulunmuştur. Marr Türk Dil Devrimi’ne destek ve katkı amacıyla 1933’de bir aydan fazla süreyle Türkiye’de çalışmıştır.

TÜRKÇE – KELTCE İLİŞKİSİ

Eski Avrupa kavimleri bundan 3 bin yıl öncesine dek çok büyük oranda proto-Türkçe konuşuyordu. Bunu söyleyen bilim insanlarının sayısı giderek artıyor. En önemlilerinden biri Klyosov. Ona göre bu etkinin altına giren en son kavim Keltlerdi, sonra onlar da girdi. En son geçen ay okuduğum bir makalede Jacques Coulardeau aynı konudan, Bask Türkçesinden ve Türkik Avrupa dillerinden söz ediyor.

Ya kültür? Ya mitoloji? Söz gelimi Kral Arthur Efsanesi. Bu ismin değişik bir kökene sahip olduğunu birçok yazar kabul ediyor. Bazıları “Etrüsk kökenlidir” diyor. Türkik adlara çok benzediği kesin. Kisamov’a göre ‘Artur’ tam bir Türkçe isimdir. Türkçe “veren, bağışlayan” anlamındadır. Arthur Türkik bir ‘kurgan’da gömülüdür. Oğlunun ismi ‘Amr’ (Amhar) Türkik bir isimdir. Amr > amrak (darling, beloved) > amor (4). ‘Amhar’ bağlantısını uydurmaca görenlere öteki oğlunu verelim: ‘Duran’. Türkiye’de yüzbinlerce “Turan, Duran” var. Birilerine göre Druidler ismen ve kültürel olarak Türkiktir. Duran, tura, terek… Durable, pole, tree. Excalibur: “from Welsh Caledvwlch probably a variant of the legendary Irish sword name Caladbolg” (5). Caled > calad > gladio > ve Türkçe kılıç, gılıç (sword).

“Gladio” veya “Calad” ın Türkçeden gelmesi gayet normal. Çünkü çeliği Asya ve Doğu Avrupa’dan Avrupa’ya onlar getirdi. Türkik Ergenekon Efsanesine göre savaşta yenilen iki kardeş ailelerini alarak dar ve sarp bir vadiye sığınır. Burada tekrar kalabalıklaşan kavime oradan çıkış için bir dişi ana kurt yol gösterir: Börteçene. Böri > wolf, wild animal > bear > beast. Kavim kurtarıcı kurdun gösterdiği noktada ateş yakıp dağı eriterek batıya göçe başlar. Erittikleri dağ demir madeni, ondan yaptıkları da demir ve çelik. Yani kılıcın gücü. Ergene > iron. Bugün Türkiye’de “Ergani” isimli bir ilçe var, adı dağından ve demir madeninden geliyor. Erit, ergit: melt. Kavmin anası, kurtarıcı kurt ve iki kardeş Roma’da tekrar karşımıza çıkar. Romus, Romulus ve onları emziren ana kurt. Ve gladio > kılıç. Asyadaki yurtlarının adı ‘Ötüken’di. Burada yerleştikleri tepeye aynı ismi verdiler, ‘Vatikan’.

Arthur > Artur. Evet, “Artur” artıran, büyüten anlamıyla bir soylu ismidir. 1071’de Anadolu’ya ilk giren komutanlardan biri Artuk Bey’dir. Kudüs valisiyken öldü. Ölümünden sonra oğulları Artukoğulları devletini kurdu. Keltçe ‘bagauda’ savaşçı demek. Bagatur, Bahadır, Türkçede de savaşçı, savaş kahramanı demek. Türkiye’de “Bahadır” adlı binlerce insan yaşıyor.

TÜRKÇE – HİNT DİLLERİ

Sanskritçe ile Türkçenin ne ilgisi var, diye soruyor birçok bilim insanı. Hayretler içindeler! Oysa bu dilleri konuşan kavimler on binlerce yıl komşu olarak yaşamışlar, birçok zaman iç içe yaşamışlar. Bu gayet belli bir gerçeklik. Ama konu dilbilime gelince bir anda unutuluyor. O zaman biz daha yeni zamanlardan, 2000 yıl öncesinden örnekler verelim. Dalai demek okyanus demek. Talay da Türkçedir ve ‘deniz’ ile aynı anlamdadır. Türk, Moğol mitolojisinde Talay Han denizlerin, suların tanrısıdır. Tibet adı Türkçe ‘tepe’den geliyor. Bunu yabancı bilim insanları söylüyor: Behr (1994), Bazin ve Hamilton (1991). Tepe (hill, apex) > top. Bunlara benzerlik diyor, rastlantı diyor, günümüzün pop dilbilimcileri. Karma, Dharma, Samsara gibi kavramlar… Kuruluşundan bu yana bu dinlerin öğretilerini oluşturanların bir bölümü Türkikmiş. İşte o yüzden birçok Budist ve Hindu kavram Türkçedeki benzer sözcükleri çağrıştırırlar.

LAZCA – TÜRKÇE

Lazca – Türkçe ortaklığı konusunda pek az çalışma var ve bildiğim kadarıyla bu okuduğunuz makale gibisi yok. Konuya ciddiyetle eğilen Marr dışında onun izinden giden Cikia’nın (Gürcü Sovyet dilbilgini) 1967 tarihli bir bildirinde şunlar yazıyor: “Bu satırların yazarının “Lazcadaki Türkçe Leksikolojik Kalıplar” adlı bir makalesi yayınlandı. Söz konusu makalede Lazcanın Türkçe dil çevresine dahil edildiği olgusu işlenmişti. Bu saptama Lazcanın gelişimi üstüne büyük bir etki oluşturdu. Bu etkiye, özellikle de fonetik etkiye, dil bilgisel örgü ve leksikolojik olmak üzere Lazcanın değişik birimlerinde tanık olunduğu vurgulanmıştı.” Evet bu makalenin bir yerinde böyle deniyor, ancak altta başka bir yerde Lazca’nın üstündeki Türk etkisinin Osmanlı döneminde başladığı söyleniyor. Oysaki bahsettiğim çok eski sözcüklere dayalı kök ortaklığı ve gramer ortaklığı hiç de son 600 yılın eseri gibi görünmüyor. Bazıları bu soy ve dil ortaklığını Kıpçaklara dayandırıyor. Doğru olabilir. Ne var ki ortaklık büyük olasılıkla daha da eskiye uzanıyor.

Lazca ile Türkçenin gramer yönünden büyük benzerliği, sözcük köklerinin çok yüksek oranlı ortaklığı

Bu konular biraz genişçe yer alıyor makalede. İlgi duyanlar verdiğim bağlantıdan asıl makaleye bakabilirler. Orada 3 ayrı liste de bulabilirsiniz.

Geniş makalenin aslını okumak için: https://www.insanbu.com/Felsefe-Haberleri/2820-lazca-turkce-dil-ailesinin-bir-kolu-turkceyle-keltce-yakin-akraba-

Kaan Arslanoğlu

Odatv

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.